Hani bazı insanlar vardır her şeyi kader böyleymiş diyerek boş bir yazgıya bağlarlar. Onlara ne gösterirsen göster, çözüm yollarını göremez ve “ben böyleyim” derler. İşte tam böyle bir ülkeden bahsedeceğim size. Osmanlı istilalarına karşı kurduğu kaleleri yüreğine de inşa etmiş ve bir zaman kapsülünün içinde tıkılıp kalmış küçük bir toprak parçası. Ben Tanrı’nın elinin dokunduğu o minik cennet toprağına gidip, içine sızmış zebanileri izledim şaşkınlıkla. Yereller ve Avrupalılar oraya Montenegro diyorlar. Biz Türklerin söylemiyle ise Karadağ. Yolculuğumuzun ilk durağı Tivat Havalimanı’ndan Budva şehri oldu. Yol boyu Adriatik’e uzanan dağlar ve bakir topraklar bende heyecan uyandırdı. Dağlardan süzüle süzüle girdiğimiz Budva’ya karşı her yeni yer gibi çok heyecanlıydım. Bavulları otele atıp hemen mucizelere koşmak istiyorduk arkadaşlarımla. Tabi karşımıza çıka...
Benim her şeyim kendime özeldir, beni yansıtır diyenlerden misiniz? Öyleyse şimdi tamda sizin ilginizi çekecek bir konudan bahsetmek için Işık Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Grafik Bölümü ve İstanbul Ekslibris Derneği Başkanı Prof. Dr. Hasip Pektaş ile bir söyleşi yaptık. Almak başka, saklamak başka… Kimileri kitapları alır, okur ve dağıtır. Kimileriyse benim gibi okumasa bile kitabı kütüphanesinde görmekten hoşlanır. Hep derim ya sanat hayattır, edebiyat da aşktır. İşte şimdi size söyleyeceğim kelime ile sizde edebi aşkınıza sanat ekleyerek hayat verebilirsiniz. Hani bazıları kitaplarını ilk aldıklarında ön sayfasını açarlar ve onun kendilerine aitliğini belirtmek adına üzerine aldıkları tarihi ve isimlerini yazarak onu imzalarlar ya tam da böyle bir şey EKSLİBRİS. Kitabın içine sanatsal bir dokunuş katarak onu kişiye özel hale getiren çok özel bir sanat dalı. 1450’li yıllarda Avrupa’da doğmuş. Zamanın devlet adamlarından, din adamlarına tüm sayılı kişilere el yazması b...
Christ Church Cathedral Benim hikâyemi bilenler bilirler ama bilmeyenler için baştan başlayayım. 30 yaşıma geldiğimde ani bir kararla çocukluğumdan beri içimde taşıdığım hayallerden birine uçmak istedim ve bavulumu elime alıp “Dünyanın en sevimli insanlarının yaşadığı” yer diye bildiğim İrlanda’ya uçtum. Sonrası; 2 yıl sonra, 2015 yılının bir Kasım akşamında, Şener Şen ’in Amerikalı filmi ndeki gibi gelip ülkemin toprağını öptüğümü hayal ederek İstanbul’a geri döndüm. Şimdilerde kiminle tanışsam ya “Neden döndün” diye soruyor ya da “Aa orası benim hep gitmek istediğim yerdi” diyor bana. Sonunda ben de uzun uzun bu yolculuğu yazmaya karar verdim. Buyurun size “İrlanda gerçekten küçük kızıl cinlerin ülkesi midir” sorusunun cevabı… Öncelikle belirtmeliyim ki ben çok geç kalmışım. Kendisini değiştirmek, farklılaştırmak isteyen herkes mutla...
Yorumlar
Yorum Gönder