Kayıtlar
ruheşi etiketine sahip yayınlar gösteriliyor
AKROSTİŞİ YOK BU HİKÂYENİN
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Tekerrüründen yorulduğum hayat! Kalbimi veriyorum yalancı rüzgârlarına. Bir esiyor, bir yüz beliriveriyor başucumda ve tüm hayatım flashbacklerle bana geri dönüyor. Bir yüz, Karadeniz kenarında yüreği büyük bir çocuğa döndürüyor beni… Tam kayalıklara özenmeyi bırakmışken yıldızlarına küsmüş dolunaya dönüyor ruhum… Ey sevgili! İrlanda adasında bir Karadeniz rüzgârına düşürdün beni, oturdum cennet kayalıklarıma tam orada bıraktığım deli çocuğa sarılıyorum. Fütursuz, kuralsız, vahşi prenses bekliyor tam orada ve kendine dönmeyi bekliyor sessizce haykırarak. Yine aynı yerdeyim gülerek kavga ediyorum. Boğaz’a gidiyorum adını akrostişle yazamayacağım bir hikâyede ve İstanbul kadar görkemli bir şekilde kayboluyoruz gecenin hiçliğinde. Sana, senlere, bana, benlere gidiyorum aniden… Aynı hikâye bir başka yüzle çocukluğuma sarılıyor. Bir kere daha! Haydi, Tanrım durma yine yap, bakalım daha ne kadar dağılabilir bu çocuk! Çok geceler geçti çocukluğumun son günlerinin ardından ama ben hep o...
SEVGİLİYE
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Sana şiirler biriktiriyorum içimde. Yolculuklarımı anlatıyorum sessizce, kırgınlıklarımı süpürüyorum seninle, denize bakıyorum gözlerinle, toprağa dokunuyorum ellerinle… Ben hep seninleyim… Kalabalık yalnızlıkların görkemli sanılan uğultularını susturuyorum seninle. Uzun yolculuklarda yüzüme vuran güneş ışığı gülüşünün cazibesini hatırlatıyor bana. Gece yarıları dinlerken uyuyakaldığım müziklerin melodilerinde arıyorum seni ve sen! Her gece sarılıp uyuduğum sen! Sonsuz bir girdap gibi sessizliğimsin, arsız bir sokak fahişesi gibi çığlıklarımsın… Bağırsam da duymuyorsun, sussam da… Dünyanın neresinde yaşadığını bilmeden, hangi lisanın senin olduğunu bilmeden, hangi Tanrı’ya taptığını bilmeden özlediğim sen! Sana gelmek için tüm yollar, sana seslenmek için öğrendiğim diller, sana ulaşmak için edilen tüm dualar… Boşalan şişelerin dibinde senin özlemin var. Dokunulan ellerin coğrafyaları seninkinden soğuk ve özlenen hiçbir şeyin topla...
AKLIMA GELİŞİNİ SEVEYİM
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Bir film son buluyor, sen geçiyorsun gönlümün orta yerinden. Bir yıldız kayıyor, fikrimin sorularında acabalı haller dolanıyor. Bir yeni melodi keşfediyor kulaklarım ardından sesin şiir olup akıyor geceme… Eski bir masaldık biz. Hiç olmadık, hiç rastlaşamadık. Ayrı ayrı yerlerde aşkı masallardan çaldık. Bir düştük, düşüşlere gebe kaldık. Biz, sihrini kaybetmiş “Dünya” isimli bir yerde ümidin sonsuzluğuyla inanmayı eşeledik. Rastladığım ve sevdiğim her şey sensin biliyorum. O yüzden içimde sonsuz şiirlerim var benim. Kilidini kaybettiğim ruhumun, telaşlı koşturmaları, uzakta gördüğüm bir yıldızdan sebeptir sevgili! Yıldız gözlerindir; nereden bakarsa baksın gördüğüm gözlerindir. ...
EVREN SÖYLER
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Kime ve neye ait olduğunu bilmedikleri bir sesin içlerindeki rapsodisiyle yaşar bazıları. Onların gözlerinin önünde başka bir dünya vardır. Gökyüzü başka, güneş başka, ay, yıldızlar, ağaçlar ve deniz bambaşka… Kimsenin duymadığı bir müziğin melodisiyle dolar içleri… O yüzden başka yoldan yürürler. O yüzden bildiklerini anlatamazlar. Ben de onlardan biriyim. Dünya diye gördüğüm sensin sevgili! Gökyüzüne başımı kaldırır kaldırmaz yanağımı okşayan senin hiç görmediğim ellerin… Dalgalar kıyıya çarptığında ufuk noktasına bakıp aynı şeyi gören gözlerinin hasreti yalnızlığım. Dalların rüzgarla dansına eşlik eden müzik içimdeki sesin. Hiç susmuyorsun. Kimsenin duyamayacağı bir dille durmaksızın “Kalabalık yalnızlıklardan ölüyorum” diye bağırıyorsun. Kendinden başkasını sevemiyorsun ve ben fırtınalı bir havada açık denizde dalgalarla boğuşuyor gibiyim....
HİÇ YAŞANMAMIŞ
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Bir garip kimsesizliğim var benim. Hep bir yarısı eksik gibi dolduramadığım bir yüreğim var. Islak sokaklarda gölgesine rastladığım tanımadığım bir adamın sesi bölüyor uykularımı. Hovarda gecelerin kirli iç seslerinin ağırlığı dolduruyor içimi. Ne yana baksam hep eksik bu hal. Karmaşalar içinde huzuru arayan bir silüet gibiyim. İzleyen gözler varmış da nazarlarında kayboluyormuşçasına bir hayat bu. Gün geçer özlemler biter. Gün geçer arzular dizginlenir. Ama hep takip eder seni o martı; kanadında özgürlüğü taşır, yüreğini çalar gider. Uçmak istersin de uçurmaz seni bu kollar. Gitmek istersin de gidilecek yerin adı yok. Ne aradığını bilmiyorsun. Seni çağıranın ismini heceleyemiyorsun. Çağırıyor biliyorsun en derininden hissediyorsun ama elini nereye uzatsan bilemiyorsun. Gözleri tanıdık. Elleri uzanıyor. Sesi geliyor. Ama görünmüyor. Onu aramıyorsun; arasan bulamazsın biliyorsun. Sadece biliyorsun eksik bırakıyor seni yokluğu, bırakacak da. Seni kimse anlamıyor sana hep öyle geliyo...