Kayıtlar

sihir etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

HOKUS POKUS

Resim
Okyanusların dibine varan yolculuklardan, Küçük cinlerin kızıl saçlı ülkesinden, Bozkırlarından Anadolu’nun ve Yamacından Karadeniz’in deli dalgalarının... Çocukluğunun büyülü resimlerinin sergilendiği Louvre’dan, Bir seks sergisi misali Amsterdam’dan, Falezlerinde Tanrı’yı gördüğün Galway’den, Köhne metrosunda kaybolduğun Paris’ten, Anlamsızca herkesin sana selam verdiği Düsseldorf’tan... Yollardan, yolculuklardan, kalışlardan geçtin... Kirli dehlizlerinde aydınlık gördüğün insanlardan, Parlak auralarında karanlık gördüklerine kadar konuştun onlarla... Geçmiş yaşamlara tanıklık ettin, Bir işaret aradın durdun gelecekten... Hiç dinmedi dalgaları ruhunun, Vazgeçemedi kayalara öykünmekten denizin... O yüzden hiç duramadın... Aklın hep yollarda kaldı... Keşiflerin hep yenilere gebe oldu... Belki de Bir Jules Verne yanılgısıydı çocukluktan kalan... Dünyanın merkezine doğru bir çekim... Bir ömür devr-i alem... Tüm o geçmiş ve geleceğin içinde böylesine sevilemezdi y...

MASALDA Kİ PRENS

Resim
Yıllar önce sakin başladığını sandığım bir yaz mevsiminde hayatım alt üst olmuştu. Doğru bildiğim her şeyi kaybettiğim enteresan sıcak günlerden geçiyordum. Ölüme şahitlik etmiştim. Duygularımı tanımlayamıyordum. Tek istediğim gökyüzündeki yıldızlara kadeh kaldırıp oradan bana bakan arkadaşıma şerefe demekti. “Senin yaşamayıp gittiğin ve benim inadına yaşayacağım hayata şerefe!” Öyle zor duygular, öyle karmaşalarla dolu bir yazdı ki masallardan çıkıp gelecek biri lazımdı. Sihirli değneğiyle “hokus pokus” deyip hayatımı değiştirebilecek biri…                 Tam da böyle bir zamanda rastladım sana. Derin mavi gözlerinde ufuk çizgisinin ardındaki o gizemli ülkeyi gördüğüm, gülüşüyle gökyüzünün cennet diyarlarına uçtuğum bir masal kahramanıydın sen! Gördüğün şey rüyaysa uyanmak zorunda kalırsın elbet. Mavi gözlü prens hiç uyanmak istememişti oysaki… Ta ki ben yeniden kendimi zehirlemeye karar verene kadar… ...

DOSTA SESLENİŞ

Resim
                Ey Dost! Bana dert anlatma! Anlatma dinleyemem, dinlesem bile anlayamam. Zehirli hançerle bin defa deşilmiş bir yürek bendeki… Ben, senin acından anlamam… Senin kara kaplı bıçak sandığını ben gül bilirim. Anlamam günlük yaşantıların sıradan sıkıntılarından. Ben,  ihaneti tanırım, yalanı tanırım, heyecanın en şiddetlisini ve tutkunun zehirli bir yılan gibi sokmasını tanırım… Aşkın sıradan bir hikaye değil unutulmaz bir şiir olduğunu bilirim ben.                 Ey Dost! Bilir misin sen kadim uygarlıkların sırlı sevdalarını? Bilir misin büyülü bir zamanda geçmişin gözlerini görmeyi? Sevdayı bilir misin gerçekten? Çektiğin acı sevdadan mıdır alışkanlıktan mı bilir misin? Bildiğini sanırsın… Çünkü yalnızlıkta tanışılır sevgiliyle. Yalnızken seversin en çok onu. Önce gözlerini görmelisin seni boğan kalabalıkların ardında. S...