Kayıtlar

büyümek etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

BİR DE SİZ DENEYİN

Resim
Yazmalıydım. Ama nereden ve nasıl başlayacaktım? Kimi nerede ve nasıl anlatacaktım? Yada neyi? Aşkı yaz diyorlar bana! Doğru ya en iyi bildiğimi sandığım şey. Karşılıksızın her türlüsünü anlatabilirim sanırım. Günahlarını, borçlarını, yıkımlarını, rüyalarını… Yazabilirim sanırım… Şu anda benliğimde hissedemesem de yazabilirim… Ama ben yinede başkalarına veriyorum ilk anlatıları. Belki de benimle yaşayan başkalarına.      Bunları yazan ben değilim, o küçük altın kalpli kız. Ne mi diyor? Aşk vücudunun en tenha yerine kadar titremesidir. Saklambaç oynarken ebe olmaktır. Saklananları bulmak kadar heyecanlı. Ama hep biri bulunamadan annem eve çağırır.” Geç oldu artık kızım hadi yat uyu”. Yarın nerde saklandığını sorduğumda hiç söylemez bulamadığım. Ama yinede ben arkadaşlarım ve oyunlarımız olmadan yaşayamam ki! Bazen pikniğe gideriz ufak bir dere geçer ormanın içinden.Akarken üzüntülerimi de alacağını hissederim.Hiç tanıyamadığım doğaya bakar onun kadar sade olabilmeyi...

KALP SOYUNURSA

Resim
Aşka yalınayak koşma mevsiminde rastladım yüzüne. Mevsimlere giyinmiş kalplerimiz vardı; hüzünlü, heyecanlı, donuk ve aceleciydiler… Sustuk, giyindiklerimizi unutup soyunmaya kalktık… Başardık da… Aşka yürümeyi başardık. Acı verenleri düşünmedik, sorumlulukları umursamadık… Yürüdük sadece… Biliyorduk sorgusuz olmak gerekirdi böyle apansız anlarda… Çocuk olduk ve sevdik sokaklarda seksek oynamayı… Aşk kıyafetler giyecek şimdi… Kalbim unutmuş çabuk büyünmesi gerektiğini… Çocukça olan her şey birikmiş içimde meğer… Kıskanırmışım, kızarmışım, haykırmak istermişim meğer… Oysaki giyinikti benim kalbim… Acılarla giyinmişti ve vazgeçmişliklerle sarmalanmıştı. Umutsuz ve değiştirilemez bir oyun vaktini gösteriyordu yelkovan çokça zamandır… Seni sevdiğimi kızdığımda anladım… Seni sevdiğimi kıskandığımda anladım… Seni sevdiğimi susmaktan sıkıldığımda anladım… Başkası olsa anlardı gülümserken, anlardı yakan topta ebe olmuş koşarken… Anlardı bir başkası, seni sevdiğini, seni özlerken… Ama ben ...

ÖLÜ RUHLAR

Önce kelimelerle başlardı her şey... Başka bir diyardan geldikleri belli, tılsımlı kelimelerle... Burada duran bedene inat giderdi ruhlarımız gitmek istedikleri yerlere... Deniz, sisi biliyordu... Sis de denizi... Rüzgar, gökyüzünü tanıyordu... Gökyüzü de rüzgarı... Hangi şekle bürünürsek bürünelim aşk da özgürlük de kanat çırpıyordu ufuklara... Kalabalıklar bir başkaydı, yalnızlıklar bir başka... Huzursuzluksa gençlikten ibraretti... Şimdi ben, not defterlerime karalanmış sıradan cümleler içinde boğulur oldum... Şimdi ben, iki kişilik yalnızlıklardan uzak dünyalar yaratamaz oldum... Şimdi ben, gecenin yalancı yıldızlarına alıştım... Eskiden "kalabalık yalnızlıklar" derdik ya hani, şimdi daha başka bir şey bu; meğer kendi içinde bile yalnız kalabiliyormuş insan...Kendinden bile uzaklara gidebiliyormuş... Satır aralarında saklanan asırlık cümlelerle de derteleşebiliyormuş insan meğer... Meğer İçinde ki çocuk ona el sallarken veda etmeyi unutabiliyormuş insan...Hep git...