Kayıtlar

hüzün etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

EYLÜL BAKIŞLI KIZ

Resim
             Sakin bir gece, dışarıda çıt yok. Sürekli seslenen O’ndan başka kimse konuşmuyor. Bir türlü oturtamadım şeklini bu odanın. Kitaplığı nereye koysam bir eksiklik var. Nereye yaslansam bir hüzün çöküyor içime. Hangi saati takarsam takayım yılın bir günü duruyor. Sonraki günler mi? İsyan eder gibi sanki çalışmaya hep acı bir tik tak. Benzemiyor bu odanın saatleri başka saatlere. Dünyanın bir ucundan getirsem yine aynı bezginlik yada hüzün. Henüz koyamadım adını nedir bu acı ritim. Anlatamıyorum kimseye anlamazlar ki. Nasıl olur da saatler odanın ruhunu taşır. Ben mi? Ben sürekli durgunum. Ne zaman aşık olduğumu düşünsem; O kalbimi şüpheyle dolduruyor. Başımı nereye yaslasam bir kız gözlerimin önünde. Eylül gibi bir kız…Bana sonbaharı hatırlatıyor. Eski püskü kitap dolu bir odada, sallanan bir sandalyede, suskun, gökyüzüne bakıyor. Acılı diyorum ama soracak cesareti vermiyor insana. Yeşil gözleri o kadar koyu ki sanki boşluğa bakıyor. Esmer ten...

VURULDUM

Resim
Öyle çok sustum ki konuşacak bir şeyin kalmadığını çok geç fark ettim. Öyle çoktum ki seninle azıyla yetinemedim. Şimdi sessizliklere boğulan ben miyim yüreğim mi bilmiyorum sevgili! Hayat mı sustu? Rüzgar mı durdu? Güneş mi göz kırptı bilmiyorum… Tek bildiğim sustuğum her şeyle savaştığım… Dilini çözdürmek için dilenen bir dilenci gibi ruhum… Hayatımdaki senden uzağa gittikçe eskittim tüm sevdaları… Sevdiğim her şeye yabancı kaldı yüreğim ve şimdi sevecek bir şey bulamıyor.                 Hatırlar mısın bizi? Neydik? Ne yapardık? Hatırlar mısın; en çok susarken konuşurduk biz seninle. İşte bu yüzden belki de konuşma arzusuyla yanıyor şimdi dudaklar… Sen kadar olmayan her şeye konuşasım var sevgili! Senden uzak olan her şeye sarılası var kollarımın… Seninle durdu diye bu ayaklar koşmak isterler şimdi…                 Dinlediğim en güzel ...

KALP SOYUNURSA

Resim
Aşka yalınayak koşma mevsiminde rastladım yüzüne. Mevsimlere giyinmiş kalplerimiz vardı; hüzünlü, heyecanlı, donuk ve aceleciydiler… Sustuk, giyindiklerimizi unutup soyunmaya kalktık… Başardık da… Aşka yürümeyi başardık. Acı verenleri düşünmedik, sorumlulukları umursamadık… Yürüdük sadece… Biliyorduk sorgusuz olmak gerekirdi böyle apansız anlarda… Çocuk olduk ve sevdik sokaklarda seksek oynamayı… Aşk kıyafetler giyecek şimdi… Kalbim unutmuş çabuk büyünmesi gerektiğini… Çocukça olan her şey birikmiş içimde meğer… Kıskanırmışım, kızarmışım, haykırmak istermişim meğer… Oysaki giyinikti benim kalbim… Acılarla giyinmişti ve vazgeçmişliklerle sarmalanmıştı. Umutsuz ve değiştirilemez bir oyun vaktini gösteriyordu yelkovan çokça zamandır… Seni sevdiğimi kızdığımda anladım… Seni sevdiğimi kıskandığımda anladım… Seni sevdiğimi susmaktan sıkıldığımda anladım… Başkası olsa anlardı gülümserken, anlardı yakan topta ebe olmuş koşarken… Anlardı bir başkası, seni sevdiğini, seni özlerken… Ama ben ...