Kayıtlar

şehir etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

ŞİİRLERİN BÜYÜSÜNDE YAŞAM VE MEMLEKET SEVDASI

Resim
Yaşamanın diğer adıdır yazmak derim hep… Belki de bu yüzden uzun soluklu yazıları özler oldu kalemim. Hayat, iniş ve çıkışlarla dolu uzun bir yoldur ya bazen takılı kalırsın işte, bayır aşağı hiç bitmeyen ve süssüz bir yola. Ağaçları özlersin önce… Arabalara rastlamak istersin sonra… Güneş batsın köpek sesleri gelsin korkayım bile istersin. Güneş hep tepende, yolun sonu hiç görünmez ve dümdüz ovalar hiç değişmez ise yolda uyuya kalma ihtimalin de günden güne fazlalaşır. Yaşamın beslemediği hiçbir şey güzel değil ne kelimeler ne de hayat… İnsanların hikâyeleri olmadan varlığını sürdürmek kendine dönmek demektir ki kendinle baş başa geçirdiğin anların hepsi fotosentez yapmakla eştir. İçinde ki karbondioksitle mücadele edersin ve gökyüzüne onu oksijen olarak verirsin. Oysa karbondioksitten de biraz almalıdır insan. Uzun lafın kısası aldanmalı, yanılmalı, düşünmeli, sevmeli, sıkılmalı, kalabalık yalnızlıklarda hikâyeler yaratmalıdır. Yaşamalıdır yani. Çok sevdiğim şairin çok sevdiğim d...

İSTANBUL DEYİNCE

Resim
2010 yılı da eski yıllar arasına karışmaya hazırlanıyor. Yeni bir yıl geliyor tekrardan ve bu şehir giyiniyor, süsleniyor. Sokaklarda ışıklar yalancı şarkılar söylüyor. Umut var bugünlerde; her şeyin değişeceği, hayatın yenileneceği, rüyaların gerçek olacağı umuduyla dolup taşıyor insanlar. İstanbul’da belli bir gelir düzeyinde olanlar unutuyorlar şehrin çirkin taraflarını, yoksulluğunu, karmaşasını, yıkıntılarını ve İstanbul yeniden bir masala dönüşüyor. Benim için ayrı bir özelliği var bu ayların. Ben sadece yeni yılı kutlamıyorum. Yeni bir yaşın heyecanını ve bir yaş daha büyümenin neşesini dolduruyorum içime. Geçen sene yılbaşından bir gün önce yani doğum günümde Şanzelize’de yürüyordum. Ertesi Gün de Lahey’deydim. O caddelerde insanların kutlamalarını izlerken anladım ki gerçekten de bir masalmış İstanbul! Hiçbir dilde söylenemeyecek kadar güzel, tutkulu ve hayat doluymuş. Bedri Rahmi Eyüpoğlu’nun dediği gibi başlıyor her şey; “İstanbul deyince aklıma martı gelir Yarısı...

GİTMEK ARZUSU

Resim
Bazen şaşırırsın yolunu… Son gücünle gitmek isterken burada kalırsın, buralılaşırsın… Bazen olmak istemediğin bir yerde unutulmak istenen bir zamanda onun gidişini kanatırsın… O gitmiştir… Önemsemediğini haykırmışsındır bütün dünyaya… Söylemezsin kimselere onun giderken senden neler götürdüğünü… Baktığın her yerde onun yüzünü gördüğünü söylemezsin kimselere… Yaralı ruhun saldırıya geçer hovarda akşamlarda… Uzaklaşmaya çalıştıkça yakınlaşırsın aslında ona… Hangi merhemi sürsen kapanmaz bu yara… Durmadan kanar… Seni sessizleştirene kadar acıtmaya devam eder… Senden cümlelerini alacaktır ileriki bir tarihte… Senden düşlerini çalacaktır gelecek günlerde… Gitmek gerek bu şehirden… Kaybolmak gerek… Özgürleşmek gerek… İsyanım sana değil hayata! Bir türlü akışını değiştiremediğim denize! Adını akrostişle yazamadığım sevgiliye! İsyanım ne yapsan bu bataklıkta bir adım ileriye gidememeye! Doğru söyledin Kavafis! “Bundan daha iyi başka şehir bulunur elbet” ama mümkün müdür peşinden getirm...