Kayıtlar

yazar etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

BEYOĞLU GİBİ

Resim
İçimde bir Beyoğlu, Biraz mazi, biraz gerçek... İçimde bir İstanbul, Kocaman bir şiir, bir sürü şarkı gibi... Dolunay Altın Boynuz’a vururken, Yağmur tıklatırken çatıyı, Yıldızlar mırıldanırken düşlerimi... Ne güzel aşka öykünmek, Tenzih ederek tüm geçmişi, Onurlandırarak geleceği... Nerede o bizden olanlar? Nerede beraber gideceğimiz çocuk bahçeleri? Nasıl da tükettik ruhumuzu, Bilmeyenlerle Kaydıraktan ters kaymasını, Merdivenlerde son yudumu kafaya dikmesini... Oyun oynamayı bilmeyen büyüklerle, Ne kadar da çok büyüdük zorla... Aklımda hala, Nevizade’de çiçek satan çocukların hiçliği, Şampiyon’dan gece gelen kokoreçin tadı, Gece yarısı çalan telefonlardan çıkan planlar, Hiç uyutmadan, Hiç susmadan, Hiç bitmeyecek gibi, Bir ders kitabının başında kafa kıyak bir anı, Sayıklıyor country strike taktiklerini Karşıdaki kanepede uyurken Bahçenin sakinlerinden biri... Baskın basanındır yapmışlar yine gecenin delileri... Sonra kuzeyde bir şehirde Uyutmayan çalar saat uçuyor balkondan aşağı...

ANLAŞILMAK

Resim
Hep anlaşılmayı bekliyorsun, Anlamadan hiçbirini... Senin anlamadığın mı anlayacak seni? Aslında sen çoğunu anlamıyorsun... Anlamıyorsun, Ciddiye aldıkları hayatı... Hayat ciddiye alındıkça En ağır dersleri anlatıp, en az notu veren öğretmenlere benzer, Sen biliyorsun anlatamıyorsun... Denizi ciddiye alırsın sen, Gökyüzünü, Salınan martıları üstünde, Yüzünü okşayan rüzgarı, Karanlıkta dans eden ağaçların fısıltısını, Gece parlayan yıldızları, Söyleyecekleri çok şey var biliyorsun, İnadına eğleniyorlar görüyorsun... Bilge kayalıklara saygılısın en çok, Ne de fazla biliyorlar sessizce... Alavereci dalavereci Tanrı’ya güveniyorsun en çok, Boşuna değil biliyorsun, İnadına kurduğu oyunları... Habil cidden mağdur muydu? Soruyorsun? Kabil cidden kötü müydü diye diretircesine... 9-6 yollarında bir kalabalık etrafında, Düğünde dernekte, Büyük büyük cümlelerde... Küçük cümleleri seviyorsun sen... Kıskançlık onların bildiğine benzemiyor, Aşk benzemiyor, Hırs hiç değil, Para soyut, Görsellik gör...

DURU'NUN VEDASI

Resim
        Photo Credit - Deviantart -  alexandrelobo   Asırlardır farklılıkları ve uzlaşmazlıklarına rağmen birbirine kopamaz bağlarla sarmalanmış iki kıtanın arasında doğmuştu. Günün beş vakti dört bir yanını sarardı ezan sesleri ve evinin arka sokağından gelen çan seslerine karışırdı. Bir yandan hüzünlü saz sesleri bölerdi sohbetini, diğer tarafta da akordeon eşliğinde gizli bir sevgiliymişçesine valse davet edilirdi şehr-i İstanbul tarafından. Şehir gibiydi kadınlığı da: ne modern ne de geleneksel. Bir eş dost düğününde göbek atıncaya kadar Avrupalı, Chansonlar eşliğinde Cafe de Paris soslu bonfile yiyene kadar Asya’lı. Eyüp Sultan’da adak adarken Müslüman, Beyoğlu’nda Saint Antoine Klisesi’nde mum yakarken bir başka… İstanbulluydu aslında. Kökene gitsen Bizans Rumlarıydı büyük büyük dedeleri. İstanbullu olmak başkaydı özünde. Daha bir modern, daha bir Avrupalı ama insan tek başına kendisi olmayı beceremezdi bu dünyada. Bir şekilde karışır karmaşır...

YILDIZLAR ŞEHRİ

Resim
                                                                     Photo Credit - Vabserk   Avrupa ile Asya’nın ortasında Kadehi zehir dolu bir kadındın sen aslında İstanbul derlerdi adına Karanlıkların aydınlattığı, Işığın altındaysa kararan şehirdin sen! Bizim yıldızlar şehrimiz! En büyük fethimiz, İlham Perimiz. Bir kadındın sen, Uzaktan göreni büyüleyen! Dokunanı görünmez prangalara bağlayan… Kapalı gözlerin ardında Orhan Veli, Aklına gelince koca bir destan Bedri Rahmi… Kadınının gözlerini gecene, kokusunu sana benzetince adam Bak yine geldi Nazım Hikmet… Yahya Kemal, bir tepeden bakmıştı sana, Sevemediği bir köşeni bulamamıştı… Ruhuna benzetti seni Necip Fazıl… Vedat Türkali’nin kavgasının şehri, Oktay Rıfat’ın baharı… Martıların kanadından izlerdi seni Öz...

2011 Yılı Cezmi Ersöz Röportajı

Resim

BENİ HİÇ OKUMAYACAK BİRİ VAR

            Bu yazı sana;hiç okumayacak olana. Herkesin bir, onu asla okumayacak olanı vardır öyle değil mi? Benimde var. Bir gün herkes beni okusa bile beni hiç okumayacak olan birisi var benimde hayatımda. Aslında o her gün benim yanımda… Her günbitişi yanı başımda uyuyor.Her gece boğazı izliyor gözlerimin içinden. Benimle nefes alıyor. Benimle düşlüyor. İçimde büyüyeceği bir yer bile kalmadı onun.             İstanbul Boğazı’nın büyülü sessizliği içime her dolduğunda gökyüzüne bakıyorum. “Biliyorum” diyorum. “Bir gün beni okumayan hiç kimse kalmayacak”. Sonra aklıma; O, geliyor. “Hayır” diyorum “kalacak”. Hem de bana en yakın olan. Ruhumu en iyi bilen, beni hiç görmeyecek bir daha.             Hayat böyle bir kurgu işte. Yapbozun hiç tamamlanamadığı, yanında ve kalbinde yaşayanlarla ölünen bir dünya bu yaşadığımız.  Kalplerinize s...