Kayıtlar

düş etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

GARDİYANLARI GÖMMEK

Resim
Bir gün anlayacaksın Ayakların kocaman taneli kumlara değerken Denizin suyuyla okşanırken parmakların Ateşin etrafında dans edenlere bakarken Çıkartıp elbiselerini kahkahalarla daldığında o denize Bir gün anlayacaksın Etrafındaki insanlar içip, gülüp, dans ederken... Aşk tüm hücrelerinde dolanırken Soyunup kalabalığın içinde korkmadığında Denize dalmaya... Gökyüzü yıldızları tutabilecek kadar yakınken Anlayacaksın Tanrı'nın içindeki melodisini Senin ruhun özgür, Aşkın özgür... Sen özgürsün... Ve biliyorum bir daha asla izin vermeyeceksin Karanlık gölgelerle kuşatılmaya! Bir gün evini bulacaksın! Yıldızlara değecek ellerin bir gün! Gözlerindeki maviden Okyanuslar getirecek sevgili! Sarhoş insanlar saracak etrafını Aşktan, Mutluluktan, Sevgiden, Huzurdan, Sarhoş... işte o gün yeniden Çıkarabildiğin en yüksek sesle Haykıracaksın denize Karanlığı gardiyanlarıyla birlikte Bıraktım arkamda diye! Bir gün o gardiyanları gömeceksin!

AYLA DANS EDENLER

Resim
Kimileri genele göre normal dışı olarak algılanırlar. Kimilerinin hayatı çoğunluğun gözünde uçuk kaçık ve manasızdır. Ama aslında o sıra dışı görünümlü deli ruhlar, en parlak kalabalıkların görünmeyen büyük yalnızlarıdırlar. Hiçbir zaman tek düze bir hayatları olmadığı için çoğu zaman kendileri bile neyi aradıklarını bilemezler. Kendi öyküleri öylesine gizemlidir ki onlar için, başkalarının roman olur sandığı hayatları karşısında daha da derinleşir yalnızlıkları.                 Bizler İstanbul balo salonunun maskeli yüzleriyken huzuru hayal edenleriz. O kelimenin anlamını bile bilmediğini fark etmez çoğumuz. Huzur nedir ki? Kimisine göre onu anlayacak bir sevgili, kimisine göre para, kimisine göre daha sakin bir hayat… Oysaki bu balonun sakinleri sahneden indikleri anda zehirli şehrin görünmez parmaklıklarına dayanırlar ve derler ki “senin salonundan uzakta huzurlu ölemem”… Öyledir de nefessiz kalırlar ba...

EVREN SÖYLER

Resim
               Kime ve neye ait olduğunu bilmedikleri bir sesin içlerindeki rapsodisiyle yaşar bazıları. Onların gözlerinin önünde başka bir dünya vardır. Gökyüzü başka, güneş başka, ay, yıldızlar, ağaçlar ve deniz bambaşka… Kimsenin duymadığı bir müziğin melodisiyle dolar içleri… O yüzden başka yoldan yürürler. O yüzden bildiklerini anlatamazlar. Ben de onlardan biriyim.                 Dünya diye gördüğüm sensin sevgili! Gökyüzüne başımı kaldırır kaldırmaz yanağımı okşayan senin hiç görmediğim ellerin… Dalgalar kıyıya çarptığında ufuk noktasına bakıp aynı şeyi gören gözlerinin hasreti yalnızlığım. Dalların rüzgarla dansına eşlik eden müzik içimdeki sesin. Hiç susmuyorsun. Kimsenin duyamayacağı bir dille durmaksızın “Kalabalık yalnızlıklardan ölüyorum” diye bağırıyorsun. Kendinden başkasını sevemiyorsun ve ben fırtınalı bir havada açık denizde dalgalarla boğuşuyor gibiyim....

HİÇ YAŞANMAMIŞ

Resim
Bir garip kimsesizliğim var benim. Hep bir yarısı eksik gibi dolduramadığım bir yüreğim var. Islak sokaklarda gölgesine rastladığım tanımadığım bir adamın sesi bölüyor uykularımı. Hovarda gecelerin kirli iç seslerinin ağırlığı dolduruyor içimi. Ne yana baksam hep eksik bu hal. Karmaşalar içinde huzuru arayan bir silüet gibiyim. İzleyen gözler varmış da nazarlarında kayboluyormuşçasına bir hayat bu. Gün geçer özlemler biter. Gün geçer arzular dizginlenir. Ama hep takip eder seni o martı; kanadında özgürlüğü taşır, yüreğini çalar gider. Uçmak istersin de uçurmaz seni bu kollar. Gitmek istersin de gidilecek yerin adı yok. Ne aradığını bilmiyorsun. Seni çağıranın ismini heceleyemiyorsun. Çağırıyor biliyorsun en derininden hissediyorsun ama elini nereye uzatsan bilemiyorsun. Gözleri tanıdık. Elleri uzanıyor. Sesi geliyor. Ama görünmüyor. Onu aramıyorsun; arasan bulamazsın biliyorsun. Sadece biliyorsun eksik bırakıyor seni yokluğu, bırakacak da. Seni kimse anlamıyor sana hep öyle geliyo...