Kayıtlar

irlanda etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

HOKUS POKUS

Resim
Okyanusların dibine varan yolculuklardan, Küçük cinlerin kızıl saçlı ülkesinden, Bozkırlarından Anadolu’nun ve Yamacından Karadeniz’in deli dalgalarının... Çocukluğunun büyülü resimlerinin sergilendiği Louvre’dan, Bir seks sergisi misali Amsterdam’dan, Falezlerinde Tanrı’yı gördüğün Galway’den, Köhne metrosunda kaybolduğun Paris’ten, Anlamsızca herkesin sana selam verdiği Düsseldorf’tan... Yollardan, yolculuklardan, kalışlardan geçtin... Kirli dehlizlerinde aydınlık gördüğün insanlardan, Parlak auralarında karanlık gördüklerine kadar konuştun onlarla... Geçmiş yaşamlara tanıklık ettin, Bir işaret aradın durdun gelecekten... Hiç dinmedi dalgaları ruhunun, Vazgeçemedi kayalara öykünmekten denizin... O yüzden hiç duramadın... Aklın hep yollarda kaldı... Keşiflerin hep yenilere gebe oldu... Belki de Bir Jules Verne yanılgısıydı çocukluktan kalan... Dünyanın merkezine doğru bir çekim... Bir ömür devr-i alem... Tüm o geçmiş ve geleceğin içinde böylesine sevilemezdi y...

YOLCU

Resim
                                      Photo Credit - Passenger  Büyük Britanya’dan bir müzik kulaklarımda, Aşk diyor yavaş gelir, hızlı gider... Şarkıcının adı gibi yolcuyduk biz de aslında! Gökyüzü yakından uzağa doğru ilerlerken, Okyanusun dalgaları denize yenilirken, Rüzgarla sarılmadığım saatler çoğalırken, Ülkesine dönüşmüş bir yazar var şu köşede, Ülkesi gibi aynen; Güçten bahsederken gülümsüyor, Ortalarda yaşamaya çalışıyor, Arada kalmış vatan gibi... Ne doğu, ne batı... Ne mutlu, ne mutsuz... Olmayan paraları savuşturan... Çarçabuk da unutan... Unuttu seni sevdiğini... Unuttu üzerinde güneşin asla batmadığı gülümsemeni... Çoktan yıktı aşka edilen yeminleri... Aldatıldığını iddia edecek yakında, Aşkın huzursuz bir duygu olduğunu bilmese... “Beni kıskanıyorlar” yalanını bile söyler yakında... Böyledir toprağına karışmak! Böyledir bir gökyüzüne sevdalanıpta ...

BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ

Resim
Bir varmış bir yokmuş Aşk mor dağların ardına saklanmadan önceymiş Önceymiş ironik kelepçelerden Denizden maviler koyarmış kadın sepetine Bir varmış bir yokmuş Şimdi bir bavul bekler soğuk bir evin köşesinde Aşkı İstanbul’a küskün, Sevgiliden arta kalmış boş sigara paketi cebinde Paket ki boş,  atmaktan ötesini yapmayan kalbi gibi… Bir şehir var derler uzakta Sevdalılarını zehirlermiş O zehri içen önce öğrenirmiş Derinden yaşamayı tüm duyguları Sonra da kara sedasında kıvranırmış şehrin… Şehr-i İstanbul derler adına Var hala binlerce sevdalısı… Şimdi bir evde kadın, Sakinlerinin ruhuyla karanlık Dublin’in karanlık ve ıslak sokakları gibi… Yine de sever Dublin şehrini… Sevdalısı olmasa bile… Burada periler yaşar derler, Onları kovalar sarhoş soğuk gecelerde… Derler ki herkes dertliymiş bin yılların Çok dinli, çok dilli şehrinden… Aşıklarını vermiş Müslüman bir hokkabazın eline. Derler ki geceler bitmez olmuş hüzünden...