Kayıtlar

reenkarnasyon etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

SEVGİLİYE

Resim
             Sana şiirler biriktiriyorum içimde. Yolculuklarımı anlatıyorum sessizce, kırgınlıklarımı süpürüyorum seninle, denize bakıyorum gözlerinle, toprağa dokunuyorum ellerinle… Ben hep seninleyim… Kalabalık yalnızlıkların görkemli sanılan uğultularını susturuyorum seninle. Uzun yolculuklarda yüzüme vuran güneş ışığı gülüşünün cazibesini hatırlatıyor bana. Gece yarıları dinlerken uyuyakaldığım müziklerin melodilerinde arıyorum seni ve sen! Her gece sarılıp uyuduğum sen! Sonsuz bir girdap gibi sessizliğimsin, arsız bir sokak fahişesi gibi çığlıklarımsın… Bağırsam da duymuyorsun, sussam da… Dünyanın neresinde yaşadığını bilmeden, hangi lisanın senin olduğunu bilmeden, hangi Tanrı’ya taptığını bilmeden özlediğim sen! Sana gelmek için tüm yollar, sana seslenmek için öğrendiğim diller, sana ulaşmak için edilen tüm dualar… Boşalan şişelerin dibinde senin özlemin var. Dokunulan ellerin coğrafyaları seninkinden soğuk ve özlenen hiçbir şeyin topla...

RUH HATIRLADIĞINDA

Resim
Bundan belki yüzyıllar önce belki bin yıllar önce dünyanın sonunu gören yalnız bir adamken, bundan bilemediğim kadar öncelerde Fransa’da ruh eşini bulmuş bir âşıkken, tamamlayamadığım görevimi bitirmeye geldim bu dünyaya… Belki de cezalandırıldım bu ülkede doğarak… Çünkü biliyorum bir zamanlar bir başka ülkeyi ölesiye sevmişim ve damarlarımdaki kan o topraklar için akmış… Bundan çok başka bir zamanda Müslümanlar gözlerimi oymuşlar kurak çöllerde ve Müslüman doğmak uymamış hiç doğama… Parayı görmüşüm kimsenin görmediği kadar, iktidarı görmüşüm şimdiki tüm ülke liderlerinden daha fazla… Kehaneti görmüşüm… Sihri görmüşüm… Masallardaki kadar büyülü olan gerçek aşkla tanışmışım… İnsanlar gördüklerim yüzünden beni cezalandırmışlar. O yüzden kapamışım 3. Gözümü… O yüzden hastalıklı gözlerim;  hassas, korkak… Ve ruhum... Ah benim ruhum, öfkeli ruhum…                 Kimimiz şimdi cennetinde, kimimizse cehennemi...

GEÇMİŞ HAYATLARDAN GELEN ADAM

Resim
                Ben, seni sevmiştim bir zamanlar... Gözlerinden ruhuma döküldüğünde sevdan, bir başka ülkede ıssız çöller sulara kavuşmuştu biliyordum.  Titreyen ellerimden evrene düşüyordu tüm korkularım. Gülüşünde uyanıyordu gece ve yıldızlar dökülüyordu denizlere. Öyle bir andı ki tüm zamanlarımdan mutluluk çalacak kadar güçlüydü. Başka bir asrın başka bir şehri çalmıştı kapımı o vakit.  Gittiğim ülkenin adını bilmiyordum. Mevsimi hatırlamıyordum. Ne olmuştu görmüyordum. Hangi dilde hangi şarkılar söylenmişti bilemedim. Sadece gözlerini gördüm ve uçtum başka diyarlara. Adını bilmediğim şehirlerde, büyüsünü hatırlayamadığım dilde şarkılar söyleniyordu ve ben, şimdiki zamandan geçmişteki ellerine dokunuyordum.                 Sen, adını hatırlamadığım halde söz verdiğimi bildiğimdin. Sen, bu hayata dalarken unuttuğumdun. Bunu şi...

PAULO COELHO – ELİF; EZELDEN BERİ YOLCUYUZ ASLINDA

Resim
“Rüyaperestlere boyunduruk vurulamaz”                  Biliyorum ki; Bir gün bu dünyanın görünmez çanlarını onlar çalacaklar. Hayalperestler, arzudan elleriyle kadim zamanların yüce sırlarını yakalayacaklar ve yaratmaktan doğan bir güçle sırlar kapısını açacaklar.                  Zamanın kollarında gerçek ve sıra dışı bir yolculuğun hikayesiydi Paulo Coelho’nun Elif isimli kitabı. Dev Rusya topraklarını trenle geçerken yanında olmayı başaran Türk kızı Hilal’le ruhlarının asırlık yolculuğuna bir eşlik edişti Elif’i okumak. Varlığın ezelden ebediyete vardığı çizgiydi Elif.                  Elif, oldukça ilgili olduğum spiritüel inanışları içinde barındıran bir kitap olduğu için bana gayet etkileyici geldi. Fakat okurken beni düşündüren önemli bir no...

RUHANİ AŞK

Resim
"Gerçekten de, asla hatırlayamayacağınız kadar uzun bir süre önce, günün birinde evrenin bir köşesinde buluşmaya dair verilmiş bir söz vardır" Brian L Weiss - Eş Ruhların Dansı Onu gördüğümde dünya durmuştu. Gözleri gözlerime değdi ve bildiğim her şey anlamını yitirdi. Hiç tanımadığım birine, hiç olmadık bir yerde, görür görmez âşık olmuştum. Öyle bir aşktı ki bu bir daha asla gelmedi. Bir daha asla ellerimi gökyüzüne değdirmeyi beceremedim. Yıllar yılları kovalarken içime giren bu virüs gibi şeyi bir türlü atamıyordum. Hangi hikâyeden çıkarsam çıkayım onu görür görmez aynı enteresan ürperme duygusuyla tabir-i caizse ruhumu kaybediyordum. Peki ya neydi bu? Tamam, genelde kullanılan ismi aşktı ama bunda hastalıklı bir yan vardı… Hiç tükenmeyen, her seferinde kendini yenileyen, hiç görmeden de hatırlanabilen, sanki çok öncelerden beri varmış gibi hissettiren bu enteresan duyguyu çok fazla düşündüm. Onu tanımlayamaz hale geldim. Hissettiğim şeyin bir örneğini daha görmemiştim...