Kayıtlar

mavi etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

MAVİDEN DOĞAN ÖYKÜNME

Resim
En çok sana aşinayım özünde... Gözlerinin mavisinde bir karartı, Ulaşılamıyor okyanuslara... Ruhunda bir akrep, Duygularıyla ve dürtüleriyle savaştırıyor insanı, Yine de hiçliğinle beraberiz hep... Her an yok gibiyim, Hep bir şey anlatasın var gibi Giden yok, Anlatan da...  ilk defa bu kadar belirsiz mavi... Döndüğünde karışıktı suları denizin... Çok fazla kahverengiye mavi çaldı gözlerin... Yükseliyor yengeç ruhunda  Ve daha da fazla bulut giriyor araya... Sevilir mi bu gizem diye soruyor asi ruh çoğu zaman, Ve en özel köşesinde biriktiriyor seni... Buradasın evde...  Aniden belirmeni sallamıyor kimse...  Sabah çalan alarma gıcığım bu aralar... Serencebey’de Beyoğlu’nda hep aynı... Koşturuyoruz sürekli...  Sen filmler çekiyorsun, Ben malzeme oluyorum hayatın şapşal film şeridine... Uzun yada kısa metraj fark etmiyor, Sonuna kadar karanlıktan besleniyor herkes... Çok alkollüyken anlattım sana, Gözlerindeki...

MASALDA Kİ PRENS

Resim
Yıllar önce sakin başladığını sandığım bir yaz mevsiminde hayatım alt üst olmuştu. Doğru bildiğim her şeyi kaybettiğim enteresan sıcak günlerden geçiyordum. Ölüme şahitlik etmiştim. Duygularımı tanımlayamıyordum. Tek istediğim gökyüzündeki yıldızlara kadeh kaldırıp oradan bana bakan arkadaşıma şerefe demekti. “Senin yaşamayıp gittiğin ve benim inadına yaşayacağım hayata şerefe!” Öyle zor duygular, öyle karmaşalarla dolu bir yazdı ki masallardan çıkıp gelecek biri lazımdı. Sihirli değneğiyle “hokus pokus” deyip hayatımı değiştirebilecek biri…                 Tam da böyle bir zamanda rastladım sana. Derin mavi gözlerinde ufuk çizgisinin ardındaki o gizemli ülkeyi gördüğüm, gülüşüyle gökyüzünün cennet diyarlarına uçtuğum bir masal kahramanıydın sen! Gördüğün şey rüyaysa uyanmak zorunda kalırsın elbet. Mavi gözlü prens hiç uyanmak istememişti oysaki… Ta ki ben yeniden kendimi zehirlemeye karar verene kadar… ...

RESİMDEN DAMLAYAN YAĞMUR

Resim
Adamın adı yok… Saklanması gerekti saklandı… Aynı aşkları gibi masadaki içkileri ve sevişmeleri de yarım kaldı… Kadının kendi içindeki tutkudan haberi yok... Masa erken boşaldığında giden sevdiği miydi yoksa düşleri mi bilemedi. Her aşkta biraz daha kaybediyor kadın. Her bitişte biraz daha hırçınlaşıyor ruhu… Mavi gökyüzüne kadeh kaldırıp, mutlu günlere içilerek başlamıştı aşkları ama gecelerin kasveti çöktü aşka…                 Çok sevdiği bir şeyleri hatırlatıyordu adam kadına. Hayatında sadece bir kereliğine gerçekten kendisi olduğu o unutulmaz geceyi. Mavi denizi, müziği ve günün ilk ışıklarını… Bir daha, bir daha hiç uyumasın istiyordu… Bir kere daha sarhoş olmak istiyordu… Günün uygunsuz saatlerinde kaçamak uyuduğu uykuları paylaşacak birini bulmuştu işte… Saatlerce konuşabilecek, aynı sigara paketinden içecek, olmadık saatlerde telefonunu titretecek o mavi düşe yaklaştığını sandı kadın. Şimdi kumla...