Kayıtlar

BİREYDEN TOPLUMA

Resim
                 Hepimizin bir hikayesi var. Hayata bir yerlerde başladık, öğrenebildiğimiz kadar yolumuza devam ediyoruz. O son an gelene dek yürümeye ve öğrenmeye devam edeceğiz. Peki, O son anı hiç düşündünüz mü? Hani hayatınızın en önemli anlarının bir film şeridi gibi gözlerinizin önünde belirdiği o anı? Hep hayalini kurduğunuz insan olarak mı veda ediyorsunuz bu hayata? Öğrendiğiniz kadar öğretebildiniz mi? Yaptıklarınızla gurur duyuyor musunuz? Bu dünyaya Orta Doğu’da bir kadın olarak geldiyseniz eminim yüzlerce kez kendinizle çeliştiniz. Don Kişot gibi bir sürü görünmeyen yel değirmeniyle savaştınız. Sonunda başladığınızdan farklı bir şeye evrildiniz. Belki eminsiniz olmanız gerekene dönüştüğünüzden belki de daha öğrenecek çok şeyiniz var. Ama hangi kültürden gelirseniz gelin, hangi kötü veya iyi şartlar altında yaşıyor olursanız olun öfkelisiniz kadın cinayetlerine. Şimdi size sorarım bu durumu değiştirmek için ne yaptınız? So...

SERHAT

Resim
Akaretler yokuşunda, Şampiyondan bir kokoreç... Böyle başlamıştı her şey... Şimdi şairin elleri göklere uzanıyor... Yitip giden dostunu arıyor...  Bir kokoreçten, 18 yıla yayılan maceralara evriliyor yüreği... Futboldan hiç anlamayan şairin, Sporla dolan dünyasıydı dostu. Buluşmalar maç çıkışları, Konuşmalar maç bitişleri... Fanatik bir dünyaydı seninkisi... Ey dostum!  Hiçliğin orda hala, Trump Tower’da... Cihangir’de... Beyoğlu’nda...  rakı içilen o eski barlarda... Tektekçi’de... Tarlabaşı’nda çığlık atarken Gecenin 3’ünde atletli amcaya O gün ölmedik ya ölmeyiz de... Hatırlar mısın? Bebeğini dans ederek düşürmeye çalışan Genç kadını? Masayı kıskanarak terk eden eski sevgilini?  Küsmelerimizi hatırlar mısın? Durmadan geri dönmelerini... Erman Toroğlu’nu?  Moda’yı?  2020’de öldüğünde, Balat’da boş kaldı 2 kadeh... Kadehlerin seni öldürdüğünü bilerek, Kadehlere rağmen, Ben her içtiğimde bir kadehim var, Havaya kaldıracak O güzel gülüşün için... Serhat olsu...

İKİ SALTANAT

Resim
Adamla kadın!  Bir yansıma misali  Geleneksel bir aynadan... Ne varsa adamda karanlık, Boğuşmak istemediği gerçeği kadının! Takıntılarıyla buluşuyorlar... Takıntılarla savaşıyorlar...  Ne kadar sevmedikleri yansıyor Aynaya, Kendilerini... Dünya duruyor, Zaman duruyor, Fikirler akıyor... Konuşuyorlar... EGO’larından koca bir kalkanla... Bir ömrü düşündürüyor zaman... Bir ömürden zaman çalıyor tinsel açmazlar... Zaman durmuş, Kaydıraktan kayan çocuk donmuş, Lopez’le Pit arasında kalınmış...  İçsel savaşları birbirininkine karışmış...  Salıncak kalmış gökte... İkisi de kaybettiği şöhretinin peşinde... Biri salıncakla çıkmış göğe, Diğeri ters kayıyor kaydıraktan, Donmuş ikisi de...  Zamanı dondurdukları gibi içsel dünyalarında, Zamanın kendisi de donmuş... Oysaki bir başka zamanda... Prensken, Prensesken... Karşılaşmak vardı...  Düşmüş bir imparatorluk var, Yükseliş için savaş yok... İki imparatorluk, İki dost ülke... Hangisi çıkacak yeniden refaha?  ...

KOR-ONA

Resim
Sarsılmış tüm dünya Manidar bir Türkçe ile geldi virüs, Kor-ona, sana, bana, sallamayana... Hiç anlamazdık biz oysaki, Halinden, Hep evde oturmak zorunda olanın, Sağlığı bozulanın, Parası bitenin, Güldürmeyenin yeterince, Çıkmak isteyip de çıkamayanın, Olmayanın hayatında spor, Halini gidemeyenin kuaföre, berbere... Hep kitap okurdu şu serseri! Çalışmadı bir türlü... Zevk pezevengi şu vatandaş! Varsa yiyor, yoksa yatıyor... Çok kahkaha atıyor Ölecekmiymiş yarın? Belki ölecekti... Bilirdi belki dünyanın geçiciliğini? Kitaplar daha gerçekti belki... Gözlerini kapadığında gidebildiği yerler, Çok daha büyülüydü belki de... Sevemedi hiç rutinini, Düzeneğini dünya denen... Bir kelebek olduğunu bildi belki, Çıktığı an kozadan... Daha fazla vakit ayırdı sevmeye... Daha fazla vakit, Oyun kurmaktan, Hamle düşünmekten, Güzelleşmekten... Çok daha önemliydi sevebilmesi... insanı, doğayı... Dünyayı... Virüs diyorduk geldi... Kraliyet ailesinden gibi, Hiç tanış...

ZAMAN

Resim
Diyor ki “Anlattım sana” “Görmek istemedin” diyor... “Dinlemedin” diye tutuşturuyor ucuna! Düşüyor harfler klavyeden... Düşüyor anılar güzelliklerden... EGO denen şeyle sek sek oynuyoruz, Ara bir sokak, Sola dönersen gerçekler, Sağa dönersen sahtelikler... Sahteliğe yürüyor... Maskelerin ardında bir virüs Sızmış bütün insanlığımıza... Virüs bile bulamaz geldiği yeri... Dinlemedi... Belki de en çok kulak kabarttığı yerden vuruldu... 9-6 ritminde bir dünya, Doğru- yanlış ritmine yenilmiş felsefe, Sosyal medya ile dirilmiş korkular, İradenin yenildiği yerde çıkan düşmanlıklar, EGO’nun yoğurduğu politakalar... Ait değilsin bu düzene... Siktir git dediğinde, Seviştiğinde küfürle, En çok bu zamanlarda, Derinleşiyor senin insanlığın... EGO senin işin değil... Sen biliyorsun çünkü Kazananı yok böyle zaferlerin... Kaybedeni de... New age bir anlayışla, Çoktan yıkıldığını bilerek Lemuryan’ların çanlarının... Zamana bayılıyorsun... Zaman ilaçtır, Zaman içiçedir,...

KAYALIKLARIN HİKAYESİ

Resim
Tutsak bir denizin, Tutuklu sevdalısı olduğundan beri, Tutsak bir mantığın, Tutuklu uyumlusu olduğundan beri, Martılara özeniyorsun... Zamansız bağırmalarına, Saldırganlıklarına, Uçabilmelerine, Hastasın koca şehri kendilerine uydurmalarına... Kendini biliyorsun... Dönüştüğün kayalığın resmini bile bulursun isteseler... Tutuyorsun, Koruyorsun, Susuyorsun, Savunmuyorsun... Deniz onca kere çarpmışken dalgalarını... Saklamışken duygularını kendinin bile bulamayacağı dehlizlerine, Dolunay özendirmeye devam ederken, Dimdiksin... Kumdan başka bir şey bırakmıyorsun kumsala! Oysaki demişti o çocuk! Uzun uzun anlatmıştı sana dönüşeceğin şeyi Sen hep bildin! O yüzden sessizliğin... Martılara özenişinin sebebi var elbet! Siz hep buradasınız... Deniz, dolunay, kayalıklar... Kayalıklar, deniz ve dolunay... Martı gidiyor bilinmeyene... Sonunu bilsem de giderdime... Martıya öyküneceğine atsana kendini denizlere!!!! Korkun.... Kum olmak mı? İyidir her zaman, Tutun...

VARMIŞ YOKMUŞ

Resim
Şimdi yüreğimde koca bir deniz, Şimdi kalbimde asılı bir güzel gülüş... Koca bir nefes çektim içime senden Yanımda götürüyorum Taksim’e... Sevgilinin lacivert gözlerinden uzağa taşındım ilk defa... Varsay elimizde bir kamera, Varsay dünya uzun metrajlı filmler bekliyor... Varsay bir sahil kenarına düşmüş yolumuz... Tam da zamanı yerleşmenin varsay... Varsay zaman bize iyi davranmış... Hayat hep varsayımlarla dolu be adam! Var- say, yok-say!!! 04.10.2019 - İstanbul