Kayıtlar

DURU'NUN VEDASI

Resim
        Photo Credit - Deviantart -  alexandrelobo   Asırlardır farklılıkları ve uzlaşmazlıklarına rağmen birbirine kopamaz bağlarla sarmalanmış iki kıtanın arasında doğmuştu. Günün beş vakti dört bir yanını sarardı ezan sesleri ve evinin arka sokağından gelen çan seslerine karışırdı. Bir yandan hüzünlü saz sesleri bölerdi sohbetini, diğer tarafta da akordeon eşliğinde gizli bir sevgiliymişçesine valse davet edilirdi şehr-i İstanbul tarafından. Şehir gibiydi kadınlığı da: ne modern ne de geleneksel. Bir eş dost düğününde göbek atıncaya kadar Avrupalı, Chansonlar eşliğinde Cafe de Paris soslu bonfile yiyene kadar Asya’lı. Eyüp Sultan’da adak adarken Müslüman, Beyoğlu’nda Saint Antoine Klisesi’nde mum yakarken bir başka… İstanbulluydu aslında. Kökene gitsen Bizans Rumlarıydı büyük büyük dedeleri. İstanbullu olmak başkaydı özünde. Daha bir modern, daha bir Avrupalı ama insan tek başına kendisi olmayı beceremezdi bu dünyada. Bir şekilde karışır karmaşır...

GECENİN SONU

Resim
Sevgilim sen bilirsin, ben bitirmeyi hiç sevmem; Geceyi, alkolü, sarhoşluğu, romantizmi, abartmayı... Bilirim sevgilim; sen hiç gitmezsin bitirmeden, Son şişeyi, son şarkıyı, son öpücüğü, abartmayı bir de... Gecenin bitirme çanları çaldığında, Uçak birilerini bu topraklara getirdiğinde, O şarkı meselesinin sonuna varamadığımda, Dolaptaki şişeyle bakıştığımızda, En çok da abartasım geldiğinde Masmavi bir ışık doğuyor geceye... Gözlerinden evime süzülen... Şarkı oluyorsun, Şiir oluyorsun, Masal oluyorsun, Rüzgar, deniz, İstanbul Oluyorsun çalıyorsun tüm geceyi... Çalıyorsun düşlerimi Düşmüyorum, Özlemiyorum, Son kadehte masmavi bir şehir oluyorum Şehrin adını sen koyuyorum Sabaha ne kaldı ki... Yine gideceksin İstanbul sensizliğini unutacak! Biraz peri tozu uçurur muydu Geceyi seninle bir sabaha... Biraz düş, Bir şarkı, Bir kadeh daha, Ruhunu ruhuma getirir mi ki? Ruhumda sessiz bir intihardır Büyülü şarkıların eksikl...

YOLCU

Resim
                                      Photo Credit - Passenger  Büyük Britanya’dan bir müzik kulaklarımda, Aşk diyor yavaş gelir, hızlı gider... Şarkıcının adı gibi yolcuyduk biz de aslında! Gökyüzü yakından uzağa doğru ilerlerken, Okyanusun dalgaları denize yenilirken, Rüzgarla sarılmadığım saatler çoğalırken, Ülkesine dönüşmüş bir yazar var şu köşede, Ülkesi gibi aynen; Güçten bahsederken gülümsüyor, Ortalarda yaşamaya çalışıyor, Arada kalmış vatan gibi... Ne doğu, ne batı... Ne mutlu, ne mutsuz... Olmayan paraları savuşturan... Çarçabuk da unutan... Unuttu seni sevdiğini... Unuttu üzerinde güneşin asla batmadığı gülümsemeni... Çoktan yıktı aşka edilen yeminleri... Aldatıldığını iddia edecek yakında, Aşkın huzursuz bir duygu olduğunu bilmese... “Beni kıskanıyorlar” yalanını bile söyler yakında... Böyledir toprağına karışmak! Böyledir bir gökyüzüne sevdalanıpta ...

GARDİYANLARI GÖMMEK

Resim
Bir gün anlayacaksın Ayakların kocaman taneli kumlara değerken Denizin suyuyla okşanırken parmakların Ateşin etrafında dans edenlere bakarken Çıkartıp elbiselerini kahkahalarla daldığında o denize Bir gün anlayacaksın Etrafındaki insanlar içip, gülüp, dans ederken... Aşk tüm hücrelerinde dolanırken Soyunup kalabalığın içinde korkmadığında Denize dalmaya... Gökyüzü yıldızları tutabilecek kadar yakınken Anlayacaksın Tanrı'nın içindeki melodisini Senin ruhun özgür, Aşkın özgür... Sen özgürsün... Ve biliyorum bir daha asla izin vermeyeceksin Karanlık gölgelerle kuşatılmaya! Bir gün evini bulacaksın! Yıldızlara değecek ellerin bir gün! Gözlerindeki maviden Okyanuslar getirecek sevgili! Sarhoş insanlar saracak etrafını Aşktan, Mutluluktan, Sevgiden, Huzurdan, Sarhoş... işte o gün yeniden Çıkarabildiğin en yüksek sesle Haykıracaksın denize Karanlığı gardiyanlarıyla birlikte Bıraktım arkamda diye! Bir gün o gardiyanları gömeceksin!

AŞK GÜNLÜĞÜ

Resim
Gözlerim tamamen kapalı Yatağımın başucunda kol saatin, Yere attığın elbiselerin, Gizlice sızmak lazım mutfağa Kapıda ayak sesleri var delinin... Yağmur rüzgarla karışmış camın kenarında Hayaller uçuşuyor etrafta masmavi Sabaha karşı 4,5,7 Ertesi gün öğleden sonra 5,6,7... Kapıyı tıklatıyor huzursuz Yemekte mi yemeyeceksiniz? Sahi saat kaç? Uyku bize uğramadı yine, Gözlerin raftaki içki şişesinde... Sakın ses verme kapıdakine! Bozuk paraların saçılmış yine her yere, Hiç işin olmaz ki senin parayla... Bardaki kıza gülüyoruz hala, Hani kumpasımıza gelmişti... Makaleme şirketi sen buldun yine... Okul var, iş var, kapıda canavar var... İçeride Meryem var, Rumi var... Paraşütle okyanusa atlamak var... Akşama içmek var... Duvardan bize bakıyor; Gül, sev, yaşa!... Hala oradasın... Hala oradayız... Birazdan huysuzla yüzleşeceğiz... Kıskançlık krizinden söyleyecek Ağzına geleni... Birazdan akşam olacak yeniden... Puslu şehir asıl sen gidince kararacak! Boşver yağsın yağmurlar, Bu kadın seni ...

ÇOCUK RUHLU AŞK

Resim
Hep acelesi var adamın Koşar adım caddelerde Duyguları çok yoğun, Eylemleri pervasız... Usta bir ressam gibi Fırça darbeleriyle renklendiriyor geceyi... Karşıdaki kadına, Yanındaki adama Hikayeler yazdık yine, birlikte... Ah seninle uydurmak! Bir şehri baştan yazmak! Kulaktan kulağa bir oyun aramızda Hiç bitmeyen bir sarhoşluk Çocukça, şımarıkça, hoyratça Kendi yalanımızın içinde Bir kahkaha! Hiç dur demeyen, Hiç uslanmak istemeyen Sürprizleri hiç bitmeyen Bir adam... İçini okuyan bir kadın, Gözleriyle konuşabilen... Ey özgürlük! Seni ne çok özledi bu kadın! Efendisi ülkesi,Gardiyanı kültürü, İşkencecisi ruhu, Doğuda bir yerlerde... Adam bilir, Gözlerini kapamak yeter kadına... Esaret dediğin ne ki! Kadın her gece Masmavi bir okyanusta Olmayan dünyalara Yelken açmakta... Gözü gökyüzüne takılı Bir gün yeniden görecek Görkemli kanatlarını gökyüzünde... Konuşamadıklarını kustuğu bir geceydi yine Depresifler diyarında... Serseriliğe vurdu. Reddediyor yaşlandığını Gidiyor Üstüne ...

Biz ve İstanbul

Resim
http://www.deviantart.com/art/Istanbul-209322470 Öylesine eski, Bilinmez derecede karanlık, Öylesine saklı, Bir odada kilitli, Yıllara yenik sevdalarımız oldu bizim! Seviştiğimiz günleri unutturdu yıllar... O odaları dost eyledi zaman! Öylesine İstanbul'duk biz İstanbul böylesine kararana dek! Şehir öldü, Şehrin ruhu öldü, Biz ölemedik... Hala buradaydı adam, Hala buradaydı kadın... Dost olma vaktiydi Yozlaşan İstanbul'a inat İstanbul'du kadın ve adam! İkisi de gitmeye sevdalı... Birisi İzmir'e çevirmiş yüzünü, Öbürü Yunanistan diyor şarkısında... Büyük büyük annesi Yunan diye Dileniyor bir Hristiyan toprağına... Oysaki dinlere asla inanmadı kadın! Dinlerde karanlık liderlerin imzaları vardır İnsanlıktır asıl din! Tanrı varsa tek Yoksa adalettir! Karanlıkta attığın kulaç, Kazandığın savaş, Gülümsemendeki kıvanç Şeytanın diğer adı aslında.. Hepimizin tek olduğunu anlayana dek İmzana bulaşacaktır kan! Şair de bu şiiri kanla imzaladı! Biraz Yunan, biraz Türk kanınd...