Kayıtlar

DOSTA SESLENİŞ

Resim
                Ey Dost! Bana dert anlatma! Anlatma dinleyemem, dinlesem bile anlayamam. Zehirli hançerle bin defa deşilmiş bir yürek bendeki… Ben, senin acından anlamam… Senin kara kaplı bıçak sandığını ben gül bilirim. Anlamam günlük yaşantıların sıradan sıkıntılarından. Ben,  ihaneti tanırım, yalanı tanırım, heyecanın en şiddetlisini ve tutkunun zehirli bir yılan gibi sokmasını tanırım… Aşkın sıradan bir hikaye değil unutulmaz bir şiir olduğunu bilirim ben.                 Ey Dost! Bilir misin sen kadim uygarlıkların sırlı sevdalarını? Bilir misin büyülü bir zamanda geçmişin gözlerini görmeyi? Sevdayı bilir misin gerçekten? Çektiğin acı sevdadan mıdır alışkanlıktan mı bilir misin? Bildiğini sanırsın… Çünkü yalnızlıkta tanışılır sevgiliyle. Yalnızken seversin en çok onu. Önce gözlerini görmelisin seni boğan kalabalıkların ardında. S...

BİR DE SİZ DENEYİN

Resim
Yazmalıydım. Ama nereden ve nasıl başlayacaktım? Kimi nerede ve nasıl anlatacaktım? Yada neyi? Aşkı yaz diyorlar bana! Doğru ya en iyi bildiğimi sandığım şey. Karşılıksızın her türlüsünü anlatabilirim sanırım. Günahlarını, borçlarını, yıkımlarını, rüyalarını… Yazabilirim sanırım… Şu anda benliğimde hissedemesem de yazabilirim… Ama ben yinede başkalarına veriyorum ilk anlatıları. Belki de benimle yaşayan başkalarına.      Bunları yazan ben değilim, o küçük altın kalpli kız. Ne mi diyor? Aşk vücudunun en tenha yerine kadar titremesidir. Saklambaç oynarken ebe olmaktır. Saklananları bulmak kadar heyecanlı. Ama hep biri bulunamadan annem eve çağırır.” Geç oldu artık kızım hadi yat uyu”. Yarın nerde saklandığını sorduğumda hiç söylemez bulamadığım. Ama yinede ben arkadaşlarım ve oyunlarımız olmadan yaşayamam ki! Bazen pikniğe gideriz ufak bir dere geçer ormanın içinden.Akarken üzüntülerimi de alacağını hissederim.Hiç tanıyamadığım doğaya bakar onun kadar sade olabilmeyi...

YALNIZLARIN RESİMLERİ

Resim
           Yalnızlar başka şarkılar söylerler. Onların melodilerinde özlem vardır. Ateşinde düşler yanar, dumanından hüzünler çıkar. Yalnızlık başka türlü bir duygudur. Her dokunduğu ruha başka elbiseler giydirir. Ağaçlar gibi yalnızdır kimileri… En yakınına bile birkaç adım uzak, dimdik… Üstüne konup şarkılar söyleyen kuşları bile silkelemeye hazır ve fütursuz… Kimisinin yalnızlığı gökyüzü gibidir. Bulutlar, yıldızlar, üzerinde uçan kuşlar, gelip geçen uçaklar, mavisine dalan âşıklar… Hepsi tanır onu. Oysa o her şeyi görme yetisi yüzünden bulamaz kendisine dokunabilecek birini. Şeffaf odalarına girip de yorumlayanlar sanırlar ki ona değdiler. Öylesine kolay görünür ki mavisinden başka bir şey saklamaz sanırlar. Bildiğim en ilginç yalnız gökyüzüdür belki de… Bazıları Rüzgâr gibi yalnızdır. Okşar insanların yüzlerini… En mahrem yerlerine dokunur istediklerinin. Kapılardan sızar, evlerin camlarından dolar odalarına sevdiklerin...

ÇOCUKLUĞUMUN ATATÜRK’Ü

Resim
Bizim çocuk olduğumuz zamanlarda ülkemin her toprağında adın şanla, şerefle anılırdı Paşam! Okula girdiğimiz ilk an mavi gözlerini görürdük. Bir ateş yanardı içimizde sana bakarken. Senin sözlerinle and içerek büyüdük. Senin yolunda yürümeye yemin ettik daha "a,b,c…" demeden önce.                  Ben seni öyle çok sevdim ki Mustafa Kemal Paşa; bu vatanı sever gibi sevdim. Doğduğum toprak gibi, her gün gördüğüm deniz gibi, uzaktan izlediğim ve adını özgürlük koyduğum yıldızlar gibi sevdim. İsmin, özgürlük oldu dilimde. Yüzün, cesaret diye aşılandı gözlerime.                  Büyüdükçe başka bir şeye dönüştün bende. Sen, özlediğim ülkemin adı oldun. Sen, özgürlük şarkılarının melodisi oldun. Rüyalarımda yol göstericim, ideallerimde ilham kaynağım oldun. Yüzünü hiç unutmayayım diye kolye yapıp astım boynuma. Çakmak gözlerindendi ...

GEÇMİŞ HAYATLARDAN GELEN ADAM

Resim
                Ben, seni sevmiştim bir zamanlar... Gözlerinden ruhuma döküldüğünde sevdan, bir başka ülkede ıssız çöller sulara kavuşmuştu biliyordum.  Titreyen ellerimden evrene düşüyordu tüm korkularım. Gülüşünde uyanıyordu gece ve yıldızlar dökülüyordu denizlere. Öyle bir andı ki tüm zamanlarımdan mutluluk çalacak kadar güçlüydü. Başka bir asrın başka bir şehri çalmıştı kapımı o vakit.  Gittiğim ülkenin adını bilmiyordum. Mevsimi hatırlamıyordum. Ne olmuştu görmüyordum. Hangi dilde hangi şarkılar söylenmişti bilemedim. Sadece gözlerini gördüm ve uçtum başka diyarlara. Adını bilmediğim şehirlerde, büyüsünü hatırlayamadığım dilde şarkılar söyleniyordu ve ben, şimdiki zamandan geçmişteki ellerine dokunuyordum.                 Sen, adını hatırlamadığım halde söz verdiğimi bildiğimdin. Sen, bu hayata dalarken unuttuğumdun. Bunu şi...

VURULDUM

Resim
Öyle çok sustum ki konuşacak bir şeyin kalmadığını çok geç fark ettim. Öyle çoktum ki seninle azıyla yetinemedim. Şimdi sessizliklere boğulan ben miyim yüreğim mi bilmiyorum sevgili! Hayat mı sustu? Rüzgar mı durdu? Güneş mi göz kırptı bilmiyorum… Tek bildiğim sustuğum her şeyle savaştığım… Dilini çözdürmek için dilenen bir dilenci gibi ruhum… Hayatımdaki senden uzağa gittikçe eskittim tüm sevdaları… Sevdiğim her şeye yabancı kaldı yüreğim ve şimdi sevecek bir şey bulamıyor.                 Hatırlar mısın bizi? Neydik? Ne yapardık? Hatırlar mısın; en çok susarken konuşurduk biz seninle. İşte bu yüzden belki de konuşma arzusuyla yanıyor şimdi dudaklar… Sen kadar olmayan her şeye konuşasım var sevgili! Senden uzak olan her şeye sarılası var kollarımın… Seninle durdu diye bu ayaklar koşmak isterler şimdi…                 Dinlediğim en güzel ...

KUŞLARIN ŞARKILARI

Resim
Sessizlikti tercihim. Kalabalıkların insanı kirleten gürültüsünün tam içinde uzak duruyordum aşklardan. Ruhumu derin bir yalnızlık sararken kalbimi kötülüklerden koruduğum uzun bir yolda dimdik yürüyordum sana rastladığımda. Neydin bilmiyorum, kimdin bana kim gibi göründün onu da bilmiyorum. Takıldı kaldı bakışın gözlerime. Seni ben kuşların cıvıldayarak ruhumu uyandırdığı bir sabahta bıraktım. Ruhumun özgürlük diye bağırdığı uzak bir yoldan el salladım sana. Çok eskimiş, hayali hiç bitmemiş, ruhu ruhumu saran bir aşkın aynasına bakar gibi aksetti gülüşün ruhuma. Bir yerlerde özlediğim kadar ergen oldum. Bir yerlerde hep istediğim kadar büyük. Doğru tutkumla bağdaşacak kadar istediğim gibiydi seninle olmak.                 Şimdilerde unutulmuş zamanlardan kalma bir yaz aşkı gibi gidişini izliyorum. Beni benden çalan sessizliğinden sıyrılıp kalabalıklara koşuyorum. Kalabalıklar ki unutturur diyorum “herkesle, birl...