Kayıtlar

3 WOMEN 2 MEN

Resim
I was in crowded areas as always. Even the people, I was a lonely soul Was addicted to the environment Like a flower to the soil Living was impossible without them.   There were 5 people in a house 5 people in their darkness Days were born in marginal nights Rules were hidden We we’re rewriting friendship Nobody could stand with us Nobody could stay with us. Nobody could understand us more than ourselves There were no rules Nobody cared We dispersed. Bastards like Hakan Günday’s book. Either ruins a darling or grows up Things which happened in the box Could not walk to the end with us I have a lack of love since then, I lost a best friend there I wrote poems for our relationship before, A sister of my blood, A secret boyfriend, A close friend Who I loved more than I could say Lost. If I awoke in that year, I have slept forever If I were sleeping, I have stayed awake forever Love hidden to streets later Inebriation drowned into alcohol w...

CAMBAZLARIN HİKÂYESİ

Resim
                Yargıçları öldürdükten sonra oldu her şey. Aşklar öldürdük karanlık vakitlerde. Mevlana’nın dediği gibiydi her şey ruh aynasına bakıyordu. Kimi sevsek biraz bizdi aslında. En çok dokunmak istediğin kimse onun hastalıklı parçası seninkiyle uyumlu olandır bu puzzleda.                 Kadın, yürüyordu taş duvarların arasında. 19. Yüzyıl kokuyordu hava. Yağmur, eski topraktan rüzgâr çalıyordu. Her zamanki gibi sırrın peşindeydi kalp. İstemeye istemeye öğrenmişti eski sokağın oyunlarını. Şimdilerde eski oyun arkadaşlarından replik çalması bundandır.                 Adam, buzlu duvarların arasından bir kalp uzatmanın peşindeydi. Kıpkırmızıydı buzların üstü. Adamın buzları eriyordu ve bunu fark ettikçe kayboluyordu kendi denizinin sularında. Kan d...

MAVİ KIRMIZI

Dökülüyor ellerimden kelepçeli bir sonbahar, Firari ruhum, bilmediği coğrafyalara... kalbim neden özlendiğini bilmeyen anıların istilasına uğruyor, bir okkalı küfür etsem anlar mı haddini diye debeleniyorum kırmızıya..... Mavi inadına masallar söylüyor  Yakamdan düş! feryadı hiç yaramıyor.... Yokluklardan hiçliklere yazılmış satırlar var kağıtları karaya çalan Sen geliyorsun aklıma Hangi sen? Hang i mevsim? Hangi gözyaşı? Bu hikayede hiç sevinç yok muydu? Rövaşata yapmayı özlemiş beyazlara bulandı ellerim Türkçe'sini yitirmiş köşe başlarında... Sana seslenecektim bir kaç gündür seni arıyordum sana uyuyordum... ta ki senin s'nin baş harfini unuttuğumu fark edene kadar... Sen! Sonsuz bir girdaptan düşüyor gibisin... Bu deniz ben değilim... Dolunay da tanıdık değil... Gece soluyor ruhum gündüzle sevişesi yok... senin unutulan baş harfini de aramaya niyeti yok dilimin... Yine gece oldu sevgili... Herkes uyurken uyandık birlikte... Yine müzik şiire düştü sevgilim! Şimdi kim...

SEVGİLİYE

Resim
             Sana şiirler biriktiriyorum içimde. Yolculuklarımı anlatıyorum sessizce, kırgınlıklarımı süpürüyorum seninle, denize bakıyorum gözlerinle, toprağa dokunuyorum ellerinle… Ben hep seninleyim… Kalabalık yalnızlıkların görkemli sanılan uğultularını susturuyorum seninle. Uzun yolculuklarda yüzüme vuran güneş ışığı gülüşünün cazibesini hatırlatıyor bana. Gece yarıları dinlerken uyuyakaldığım müziklerin melodilerinde arıyorum seni ve sen! Her gece sarılıp uyuduğum sen! Sonsuz bir girdap gibi sessizliğimsin, arsız bir sokak fahişesi gibi çığlıklarımsın… Bağırsam da duymuyorsun, sussam da… Dünyanın neresinde yaşadığını bilmeden, hangi lisanın senin olduğunu bilmeden, hangi Tanrı’ya taptığını bilmeden özlediğim sen! Sana gelmek için tüm yollar, sana seslenmek için öğrendiğim diller, sana ulaşmak için edilen tüm dualar… Boşalan şişelerin dibinde senin özlemin var. Dokunulan ellerin coğrafyaları seninkinden soğuk ve özlenen hiçbir şeyin topla...

AYLA DANS EDENLER

Resim
Kimileri genele göre normal dışı olarak algılanırlar. Kimilerinin hayatı çoğunluğun gözünde uçuk kaçık ve manasızdır. Ama aslında o sıra dışı görünümlü deli ruhlar, en parlak kalabalıkların görünmeyen büyük yalnızlarıdırlar. Hiçbir zaman tek düze bir hayatları olmadığı için çoğu zaman kendileri bile neyi aradıklarını bilemezler. Kendi öyküleri öylesine gizemlidir ki onlar için, başkalarının roman olur sandığı hayatları karşısında daha da derinleşir yalnızlıkları.                 Bizler İstanbul balo salonunun maskeli yüzleriyken huzuru hayal edenleriz. O kelimenin anlamını bile bilmediğini fark etmez çoğumuz. Huzur nedir ki? Kimisine göre onu anlayacak bir sevgili, kimisine göre para, kimisine göre daha sakin bir hayat… Oysaki bu balonun sakinleri sahneden indikleri anda zehirli şehrin görünmez parmaklıklarına dayanırlar ve derler ki “senin salonundan uzakta huzurlu ölemem”… Öyledir de nefessiz kalırlar ba...

MASALDA Kİ PRENS

Resim
Yıllar önce sakin başladığını sandığım bir yaz mevsiminde hayatım alt üst olmuştu. Doğru bildiğim her şeyi kaybettiğim enteresan sıcak günlerden geçiyordum. Ölüme şahitlik etmiştim. Duygularımı tanımlayamıyordum. Tek istediğim gökyüzündeki yıldızlara kadeh kaldırıp oradan bana bakan arkadaşıma şerefe demekti. “Senin yaşamayıp gittiğin ve benim inadına yaşayacağım hayata şerefe!” Öyle zor duygular, öyle karmaşalarla dolu bir yazdı ki masallardan çıkıp gelecek biri lazımdı. Sihirli değneğiyle “hokus pokus” deyip hayatımı değiştirebilecek biri…                 Tam da böyle bir zamanda rastladım sana. Derin mavi gözlerinde ufuk çizgisinin ardındaki o gizemli ülkeyi gördüğüm, gülüşüyle gökyüzünün cennet diyarlarına uçtuğum bir masal kahramanıydın sen! Gördüğün şey rüyaysa uyanmak zorunda kalırsın elbet. Mavi gözlü prens hiç uyanmak istememişti oysaki… Ta ki ben yeniden kendimi zehirlemeye karar verene kadar… ...

RESİMDEN DAMLAYAN YAĞMUR

Resim
Adamın adı yok… Saklanması gerekti saklandı… Aynı aşkları gibi masadaki içkileri ve sevişmeleri de yarım kaldı… Kadının kendi içindeki tutkudan haberi yok... Masa erken boşaldığında giden sevdiği miydi yoksa düşleri mi bilemedi. Her aşkta biraz daha kaybediyor kadın. Her bitişte biraz daha hırçınlaşıyor ruhu… Mavi gökyüzüne kadeh kaldırıp, mutlu günlere içilerek başlamıştı aşkları ama gecelerin kasveti çöktü aşka…                 Çok sevdiği bir şeyleri hatırlatıyordu adam kadına. Hayatında sadece bir kereliğine gerçekten kendisi olduğu o unutulmaz geceyi. Mavi denizi, müziği ve günün ilk ışıklarını… Bir daha, bir daha hiç uyumasın istiyordu… Bir kere daha sarhoş olmak istiyordu… Günün uygunsuz saatlerinde kaçamak uyuduğu uykuları paylaşacak birini bulmuştu işte… Saatlerce konuşabilecek, aynı sigara paketinden içecek, olmadık saatlerde telefonunu titretecek o mavi düşe yaklaştığını sandı kadın. Şimdi kumla...