Kayıtlar

FIND ME ISTANBUL

Resim
Though we spoke only once It was endless, It was like replacing the day with night We spoke before until deaths die until the rest finishes. That is only reason for keeping A last cigarette A last song The memory which collapsed with morning… Loneliness was for two people before Transformed into lonely silence in The Bosporus Where are your waves? Did the poem of night escape? Did yours escape from my heart? The tree had forgotten my melody which I hid it inside Though we saw the night when we were children Melancholia had been seen We were the witnesses. We cried for the past without knowing It had never passed Fog was in our eyes. And we were yelling “We were alone in crowded areas” Daggers were stabbed in our hearts. Time to be waterless for reticence Giants should stay in fairytales now. Tomorrow comes together with its darling It is called yesterday. Love had gone with a knife wound There was pain So, My whiske...

SEVGİLİYE

Senden kaçmıştım, Sana geliyordum, Senden gidiyordum. Her şey sendi! Ben sensizliğe uçtum! Hep düşlerimde var olmuş bir çift maviye rastladım yolculuğumda… Sarıldım tutamadım. Ona, beni sen gibi anlatamadım… Mor dağlardan mavi gökyüzüne uçan kuşun serüveni yarım kaldı… Her şey aynıymış meğer okyanusun iki yakasında da… Öyleyse neden ayrıldık biz sevgili? Sen neden gittin benden? Ben neden yüzdüm uzaklara? Çan sesleri doluyor içime Unutuyorum şiirlerimizi Çan sesleri bölüyor uykumu Unutuyorum tüm şarkıları Senden öte deniz kalmadı artık Okyanuslar boğuyor düşlerimi… Zor olsa da söylemek Ben mutluyum bu derin mavinin girdabında Ömrü boyunca maviye yazdı kadın Şimdi mavi dalgadır boğan düşlerini. Razı kadın… Razı senden çok… Her şey daha güzel senin terk edişinden Her şey daha anlamlı senin gidişinden Seni boğuyorum tek gecelik bir sevdaya ve daha anlamlı şiirler şimdi… Anlamını kaybettiği bir yola düşmekten çok sevd...

3 WOMEN 2 MEN

Resim
I was in crowded areas as always. Even the people, I was a lonely soul Was addicted to the environment Like a flower to the soil Living was impossible without them.   There were 5 people in a house 5 people in their darkness Days were born in marginal nights Rules were hidden We we’re rewriting friendship Nobody could stand with us Nobody could stay with us. Nobody could understand us more than ourselves There were no rules Nobody cared We dispersed. Bastards like Hakan Günday’s book. Either ruins a darling or grows up Things which happened in the box Could not walk to the end with us I have a lack of love since then, I lost a best friend there I wrote poems for our relationship before, A sister of my blood, A secret boyfriend, A close friend Who I loved more than I could say Lost. If I awoke in that year, I have slept forever If I were sleeping, I have stayed awake forever Love hidden to streets later Inebriation drowned into alcohol w...

CAMBAZLARIN HİKÂYESİ

Resim
                Yargıçları öldürdükten sonra oldu her şey. Aşklar öldürdük karanlık vakitlerde. Mevlana’nın dediği gibiydi her şey ruh aynasına bakıyordu. Kimi sevsek biraz bizdi aslında. En çok dokunmak istediğin kimse onun hastalıklı parçası seninkiyle uyumlu olandır bu puzzleda.                 Kadın, yürüyordu taş duvarların arasında. 19. Yüzyıl kokuyordu hava. Yağmur, eski topraktan rüzgâr çalıyordu. Her zamanki gibi sırrın peşindeydi kalp. İstemeye istemeye öğrenmişti eski sokağın oyunlarını. Şimdilerde eski oyun arkadaşlarından replik çalması bundandır.                 Adam, buzlu duvarların arasından bir kalp uzatmanın peşindeydi. Kıpkırmızıydı buzların üstü. Adamın buzları eriyordu ve bunu fark ettikçe kayboluyordu kendi denizinin sularında. Kan d...

MAVİ KIRMIZI

Dökülüyor ellerimden kelepçeli bir sonbahar, Firari ruhum, bilmediği coğrafyalara... kalbim neden özlendiğini bilmeyen anıların istilasına uğruyor, bir okkalı küfür etsem anlar mı haddini diye debeleniyorum kırmızıya..... Mavi inadına masallar söylüyor  Yakamdan düş! feryadı hiç yaramıyor.... Yokluklardan hiçliklere yazılmış satırlar var kağıtları karaya çalan Sen geliyorsun aklıma Hangi sen? Hang i mevsim? Hangi gözyaşı? Bu hikayede hiç sevinç yok muydu? Rövaşata yapmayı özlemiş beyazlara bulandı ellerim Türkçe'sini yitirmiş köşe başlarında... Sana seslenecektim bir kaç gündür seni arıyordum sana uyuyordum... ta ki senin s'nin baş harfini unuttuğumu fark edene kadar... Sen! Sonsuz bir girdaptan düşüyor gibisin... Bu deniz ben değilim... Dolunay da tanıdık değil... Gece soluyor ruhum gündüzle sevişesi yok... senin unutulan baş harfini de aramaya niyeti yok dilimin... Yine gece oldu sevgili... Herkes uyurken uyandık birlikte... Yine müzik şiire düştü sevgilim! Şimdi kim...

SEVGİLİYE

Resim
             Sana şiirler biriktiriyorum içimde. Yolculuklarımı anlatıyorum sessizce, kırgınlıklarımı süpürüyorum seninle, denize bakıyorum gözlerinle, toprağa dokunuyorum ellerinle… Ben hep seninleyim… Kalabalık yalnızlıkların görkemli sanılan uğultularını susturuyorum seninle. Uzun yolculuklarda yüzüme vuran güneş ışığı gülüşünün cazibesini hatırlatıyor bana. Gece yarıları dinlerken uyuyakaldığım müziklerin melodilerinde arıyorum seni ve sen! Her gece sarılıp uyuduğum sen! Sonsuz bir girdap gibi sessizliğimsin, arsız bir sokak fahişesi gibi çığlıklarımsın… Bağırsam da duymuyorsun, sussam da… Dünyanın neresinde yaşadığını bilmeden, hangi lisanın senin olduğunu bilmeden, hangi Tanrı’ya taptığını bilmeden özlediğim sen! Sana gelmek için tüm yollar, sana seslenmek için öğrendiğim diller, sana ulaşmak için edilen tüm dualar… Boşalan şişelerin dibinde senin özlemin var. Dokunulan ellerin coğrafyaları seninkinden soğuk ve özlenen hiçbir şeyin topla...

AYLA DANS EDENLER

Resim
Kimileri genele göre normal dışı olarak algılanırlar. Kimilerinin hayatı çoğunluğun gözünde uçuk kaçık ve manasızdır. Ama aslında o sıra dışı görünümlü deli ruhlar, en parlak kalabalıkların görünmeyen büyük yalnızlarıdırlar. Hiçbir zaman tek düze bir hayatları olmadığı için çoğu zaman kendileri bile neyi aradıklarını bilemezler. Kendi öyküleri öylesine gizemlidir ki onlar için, başkalarının roman olur sandığı hayatları karşısında daha da derinleşir yalnızlıkları.                 Bizler İstanbul balo salonunun maskeli yüzleriyken huzuru hayal edenleriz. O kelimenin anlamını bile bilmediğini fark etmez çoğumuz. Huzur nedir ki? Kimisine göre onu anlayacak bir sevgili, kimisine göre para, kimisine göre daha sakin bir hayat… Oysaki bu balonun sakinleri sahneden indikleri anda zehirli şehrin görünmez parmaklıklarına dayanırlar ve derler ki “senin salonundan uzakta huzurlu ölemem”… Öyledir de nefessiz kalırlar ba...